Atatürk   E Devlet   E Okul   Döviz Kurları   Linkler   İletişim   Hava Durumu      
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 137
ZayıfEn iyi 
Pazar, 08 Kasım 2009 06:48

MED (UZATMA) HARFLERİ

Harfi med; (harekesiz) elif (ا), (harekesiz) vav (و), (harekesiz) ye (ي) olmak üzere üç tane olup kendilerinden önceki harfi bir elif miktarı uzatır (Bir elif miktarı: Parmak kaldırana kadar (indirme yok).

a. Elif: Elif sakin olur makabli üstün olursa  harfi med olur.  اَخَافُ

b. Vav: vav sakin makabli ötre olursa harfi med olur.كَانُوا , كَفَرُوا , مُوتُوا

c. Ya: ya sakin makabli esre olursa harfi med olur. فِى , لِى , مِى , قِيلَ

Sebeb-i Med: Tabii meddi, bir elif miktarından daha çok uzatma sebebi olup hemze       (ا ء) ve sükûn () olmak üzere iki tanedir.

a. Cezim (Sükûn): Cezim, iki harfi birbirine tutturmaya yarar. Harf bağlanırken sakin olarak bağlanır: مَرْ, حَرْ, اَرْ . Sükun iki çeşittir:

i. Lâzımî Sükun: Aslından cezimli yahut şeddeli olup durulduğunda da, geçildiğinde de sakinliği bozulmayan sükuna denir: لَمْ يَلِدْ , اَلضَّالِّينَ , يس

ii. Ârizî Sükun: Durulduğu zaman ortaya çıkan, geçildiğinde kaybolan sükûndur:

يَعْلَمُونْيَعْلَمُونَ , بَصِيرْ بَصِيرٌ 

b. Sâkin Mîm: Cezimli mim'e (مْ) denir.

c. Şedde: Bir harfi iki defa okutmaya yarar. Harf, birinci okuyuşta sakin olarak, ikinci okuyuşta ise harekesine göre okunur. Şeddede en az bir eliflik vurgu yapılmalıdır, efdali 1,5 / 2 elif miktarı vurgu yapmaktır:  اَنَّ, اَمَّا, بَثَّ

Medd-i Tabiî

Bir harften sonra med harflerinden (elif, vav, ye) birisi gelir de sebeb-i medden bir şey bulunmazsa tabii med olur ve bir elif miktarı uzatılması vacip olur:

قَالَ , اَعُوذُ , نَعِيم  

Medd-i Muttasıl 

Med harfinden sonra aynı kelimede sebeb-i medden hemzenin bitişik olarak gelmesine denir: جَاءَ , سُوءَ , جِيئَ . Hükmü: En az iki elif miktarı uzatılması vaciptir, efdali ise dört elif uzatmaktır. Not: Medd-i muttasıl üzerinde durulduğunda son kelime olan küçük hemze cezimli olarak okunduğundan medd-i arız gibi olmaktadır. Ancak medd-i muttasıl, medd-i arızdan daha kuvvetli olduğu için, burası yine medd-i muttasıl olur: عَلَى اسْتِحْيَاءٍ

Medd-i Munfasıl 

Med harfinden sonra ayrı kelimede sebeb-i medden hemzenin gelmesine denir:

, اِنِّى اَخَافُ , تُوبُوا اِلَى الَّلهِ يَآ اَيُّها . Med harfleri bazen takdiri olurlar: , بِهِ اِلَّا عِنْدَهُ اِلَّاُ . Hükmü: Bir eliften fazla uzatılması caizdir.

Medd-i Lâzım

Med harfinden sonra aynı kelimede, sebeb-i medden lâzimî sükunun gelmesine denir:

وَلَا الضَّاْلِلينَ وَلَا الضَّالِّينَ ← ,يس ← يَاسِينْ

Hükmü: 4 elif miktarı uzatılması vaciptir.

Medd-i Ârız

Med harfinden sonra aynı kelimede ârızî sükun gelmesine denir:

يَعْلَمُونَ ← يَعْلَمُونْ نَسْتَعِينُ ← نَسْتَعِينْ , . Hükmü: Bir eliften fazla uzatılması caizdir.

Medd-i Lîn

Bir kelimede lîn harfinden sonra sebeb-i medden arizi veya lazimi sükûnun bulunmasına denir. Lîn harfleri: Kendinden öncesi üstünlü olan cezimli vav ile ye’dir:  خَوْفْ , صَيْفْ. Hükmü: Lîn harfinden sonra ârızî sükûn gelirse, bir eliften fazla uzatılması caiz olur. Lîn harfinden sonra lâzım sükûn gelirse, dört elif miktarı uzatılması vaciptir ve bunun Kuran’daki tek örneği, Meryem 19/1, s. 306’de geçer: كهيعص (“ayn” kelimesinde).

II. İDĞÂM VE ÇEŞİTLERİ

İdğam

Birbirinin aynı olan veya aynı cinsten olan (birbirlerine yakınlığı olan) harflerden sakin, ikincisi harekeli olarak geldiğinde, birincisini ikincisine katmaya (birinci harfi ikinci harfe çevirerek ikinci harfi şeddeli imiş gibi okumaya) idğam denir.

Gunne: Ağız ve burun boşluğundan gelen sese denir. Gunneye en uygun harf, nun, sonra da mim’dir. Onun için bu iki harf şeddeli olduklarında gunneli okunurlar.

Tenvin: Tenvin, “nun” sesiyle okumak demektir ve üç tanedir: İki üstün (ً-), iki esre () ve iki ötre  (): اَبَدًا , عِلْمٌ , بِكِتَابٍ

Sâkin Nûn: Cezimli nûn'a (نْ) denir

İdğâm-ı Meal Gunne (Gunneli İdgam)

Tenvin veya sâkin nun’dan sonra ayrı kelimede, idğam-i mea’l-ğunne harfleri olan يَمْنُو (م , ن , و , ي) harflerinden biri gelirse gunneli idgam yapılır. Gunnenin hakkını harfte veririz, harekede değil. Miktarı: Bir buçuk eliftir:

وَمَنْ يَعْمَلْ ← وَمَيَّعْمَلْ , حَمِيدٌ مَجِيدٌ ← حَمِيدُ مَّجِيدٌ, مِنْ نَارٍ ← مِنَّارٍ , مِنْ وَرَائِهِمْ ← مِوَّ رَائِهِمْ ,

Not: Sâkin nun’dan sonra vav veya ye harfleri aynı kelime içinde gelirse idğam-ı meal ğunne olmaz: قِنْوَانٌ , صِنْوَانٌ

İdğâm-ı Bilâ Gunne (Gunnesiz İdgam)

Tenvin veya sakin nun’dan sonra idğam-i bila ğunne harfleri olan lam veya ra gelirse gunnesiz idgam yapılır. İkinci harf şeddeli imiş gibi okunur:                                                                              مِنْ لَدُنْكَ ← مِلَّدُنْكَ , مِنْ رَبِّهِمْ ← مِرَّبِّهِمْ

İdğâm-ı Mütecaniseyn

Mahreçleri (çıkış yerleri) bir olan, sıfatları (vasıf, nitelik; kalınlık, incelik, yumuşaklık, vurgulu okunma gibi) farklı olan iki harfin, birincisi sakin ikincisi harekeli olarak gelirse, birincisini ikincisine katıp/çevrilip (birinci harfi okunmayıp), ikinci harfi şeddeli imiş gibi okumaya idğâm-ı mütecaniseyn denir. Hükmü: vaciptir. Cinsleri aynı olan harfler sekiz tanedir ve şu üç gruba ayrılırlar:

1) ط , د , ت : قَدْ تَبَيَّنَ ← قَتَّبَيَّنَ , وَقَالَتْ طَائِفَةٌ ← وَقَالَطَّائِفَةٌ

2) ظ , ذ , ث : يَلْهَثْ ذَلِكَ ← يَلْهَذَّلِكَ

Not: Bu üç harften, zı kalındır ancak Kuran’da zı cezimli, diğer iki harften birisinin harekeli geldiği hiç bir örneği yoktur. Eğer olsaydı, bu durumda da yine nakıs idğam olurdu.

3) ب , م . Kuran’daki sadece Hûd 11/42, s. 227’de vardır:

يَابُنَيَّ ارْكَبْ مَعَنَا← يَابُنَيَّ ارْكَمَّعَنَا

İdğâm-ı Mütegaribeyn

Mahrecinde (çıkış yerinde) veya sıfatında birbirlerine yakınlığı olan iki harften birincisi sakin, ikicisi harekeli olarak gelirse, birincisinin ikincisine katılıp ikinci harfi şeddeli imiş gibi okunmaya idğâm-ı mütegaribeyn denir. Hükmü: vaciptir. Birbirlerine yakınlığı olan harfler 4 tanedir ve iki gruba ayrılırlar:

1) ل , ر . Lam önce gelmelidir:

قُلْ رَبِّ ← قُرَّبِّ , بَلْ رَفَعَهُ الَّلهُ ← بَرَّفَعَهُ الَّلهُ

2) ق , ك . Qaf önce gelmelidir.   (qaf kendi mahrecinden kalkale yapılmadan okunur).   Kuran’daki sadece Murselat 77/20, s. 582’de vardır:

اَلَمْ نَخْلُقْكُمْ

Not: İdğamın olduğu yerde kalkale yapılmaz (kalkale aşağıda anlatılacak).

İdğâm-ı Misleyn

Aynı harfin, aynı veya ayrı kelimede, birincisi cezimli, ikincisi harekeli olarak arka arkaya gelmesi durumunda birincisinin ikincisine katılarak ikincisinin şeddeli bir harf gibi okunmasına idğam-ı misleyn denir. İdğam-ı misleynde, mim’in mim’e, nun’un nun’a uğraması hariç ğunne yapılmaz. Hükmü: vaciptir:

اِضْرِبْ بِعَصَِاكَ ← اِضْرِ بِّعَصَاكَ , فَمَا رِبِحَتْ تِجَارَتُهُمْ ← فَمَا رِبِحَ تِّجَارَتُهُمْ

Sakin mim, harekeli mim’e veya sakin nun, harekeli nun’a uğrarsa idğam-i misleyn meal ğunne (idğam + gunne) olur: لَنْ نُؤْْمِنَ ← لَنُّؤْمِنَ

عَلَيْهِمْ مُؤْصَدَةٌ ← عَلَيْهِمُّؤْصَدَةٌ

Sâkin mim’in (Mîm-i sâkin'in / Cezzimli mim’in) üç hali:

1) Sakin mim’den sonra harekeli mim gelirse, idğam-ı misleyn meal gunne olur:

مِنْهُمْ مَغْفِرَةٌ ← مِنْهُمَّغْفِرَةٌ , وَلَهُمْ مَا يَدَّعُونَ ← وَلَهُمَّا يّدَّعُونَ

Mim’in şeddeli olması durumda da idğam-ı misleyn meal gunne olur: وَمِمَّا

2) Sakin mim’den sonra harekeli be gelirse, mim harfi okunurken be harfine hemen geçilmeyip bir buçuk elif miktarı tutulduktan/durulduktan (bu esnada dudaklar önde tutulur) sonra okumaya devam edilir: رَبِّهُمْ بِهِمْ , اَمْ بِهِ

3) Sakin mim’den sonra be ve mim dışında başka bir harf gelirse mimin izharı olur (tutma veya gunne yapılmaz): هُمْ فِيهِ , وَلَهُمْ عَذَابٌ

İGLÂB

Tenvin veya sakin nun’dan sonra be gelirse, be’den önce gelen tenvinin nun’u veya sakin nun’u, halis sakin mim’e çevirerek, hasıl olan mim’i gunneli okumaya iglâb denir. Hükmü: vaciptir. Miktarı: Bir buçuk eliftir:

سَمِيعٌ بَصِيرٌ←سَمِيعُمْ بَصِيرٌ, مِنْ بَعْدِ←مِمْ بَعْدِ İHFÂ

Tenvin veya sakin nun'dan sonra ihfâ harflerinden biri gelirse ihfâ olur.   Miktarı: Bir buçuk eliftir. İhfâ harfleri, şu beytin ilk harflerinden oluşan on beş harftir:

صِفْ ذَا ثًنَا جُودَ شَخْصٍ قَدْ سَمَا كَرَمَا ضَعْ ظَالِمًا زِِدْ تُقَا دُمْ طَالِبًا فَتَرَى

ت , ث , ج , د , ذ , ز , س , ش , ص , ض , ط , ظ , ف, ق, ك

Örnek: أًنْتُمْ , مِنْ دُونِ , مِنْ طَيِّبَاتِ , عَنْ صَلَاتِهِم

İZHÂR

İzhar, iki harfin arasını birbirinden ayırıp açarak, idgamsız, ihfasız, ve iklabsız olarak açıkça ve kuvvetlice okumaya denir. Tenvin veya sakin nun'dan sonra izhar harflerinden biri gelirse, izhar olur. Hükmü: vaciptir. İzhar harfleri, şu beytin ilk harflerinden oluşan altı harftir:

اَلَّلهُ حَىٌّ خَالِقٌ عَدْلٌ غَنِىٌّ هَادِيًا ) ا , ح , خ , ع , غ , ه(

Örnek: مَنْ آمَنَ , غَفُورٌ حَلِيمٌ , مِنْ خَوْفٍ

TENVÎN VE SÂKİN NÛN’UN BEŞ HALİ

Buraya kadar gördüğümüz gibi, tenvin veya sakin nun’un şu beş hali vardır:

Tenvin veya sakin nunden sonra;

1) Lam veya ra harfi gelirse, idgâm-ı bilâ gunne olur.

2) Mim, nun, vav, ye harflerinden biri gelirse, idgâm-ı meal gunne olur.

3) Be harfi gelirse, iglab olur.

4) Şu on beş harften birisi gelirse ihfâ olur: Te, se, cim, dal, zel, ze, sin, şın, sat, dat, tı, zı, fe, kaf, kef.

5) Elif, ha, hı, ayn, ğayn, he harflerinden biri gelirse izhar olur.

KALKALE (VURGULU OKUYUŞ)

Harfin, çıkış yerinden kuvvetli bir ses ile okumasına kalkale denir.  Kalkale harfleri olan şu beş harf, kelimenin ortasında veya sonunda cezimli olarak gelirlerse kalkaleli okunurlar:

قُطْبُ جَدٍ ( ب , ج , د , ط , ق) سُبْحَانَك , اَطْعَمَهُمْ , اَلَمْ يَجْعَلْ , حَمِيدٌ مَجِيدْ , مُلْحِقْ

Not: Şedde ve idğam kalkaleye manidir (bu ikisinde kalkale yapılmaz):         … َنَجَّيْنَاهُ (Yunus 10/73, s. 218) ,  اِذْهَبْ بِكِتَابِي (Neml 27/28, s. 380)

RA HARFİNİN (İNCE VEYA KALIN) OKUNUŞU

a. Ra Harfinin Kalın Okunduğu Yerler

i. Ra’nın harekesi üstün ve ötre ise kalın okunur: , نَصْرٌ لِيُنْذِرَ , تَمُرُّ

ii. Ra cezimli ise, kendisinden önceki harfin harekesi üstün ve ötre ise yine kalın okunur:

وَاْمُرْ بِاْلعُرْفِ , وَانْحَرْ , بِالنُّذُرْ

iii. Ra ve ondan önceki harf sakin,  bir önceki harfin harekesi üstün ve ötre ise kalın okunur:

بِالصَّبْرْ , مِنْ كُلِّ اَمْرْ , فِى الصُّدُورْ

 

iv. Vasıl hemzesinden (okunmadan geçilen hemzeden) sonra gelen ra, kalın okunur (Kuran’da vasıl hemzelerinin başında ص yazılıdır):

اِرْجِعِى , لِمَنِ ارْتَضَى , اِرْكَبْ

v. Ra sakin, kendinden önceki harf esreli,  ra’dan sonraki harf ise kalın okunan harflerden olup harekesi üstün ve ötre olursa, ra yine kalın okunur: فِرْقَةٌ , مِرْصَادًا , قِرْطَاسٌ

b. Ra Harfinin İnce Okunduğu Yerler

i. Ra’nın harekesi esre ise ince okunur: اَبْصَارِهِمْ , يُرِيدُ , بِاْلبِرِّ

ii. Ra cezimli ise, kendisinden önceki harfin harekesi esre ise ince okunur:

وَاصْطَبِرْ , مُذَكِّرْ

iii. Ra ve ondan önceki harf sakin,  bir önceki harfin harekesi esre ise ince okunur:

بَصِيرْ , قَدِيرْ

iv. Ra sakin ve bir önceki lîn harfi ise, ra harfi ince okunur:

فَوْرْ , خَيْرْ , سَيْر

ALLAH LAFZININ OKUNUŞU

a. Allah Lafzının Kalın Okunduğu Yerler: Allah isminden önceki harfin harekesi üstün veya ötre ise Allah isminin lam’ı kalın okunur:

هُوَ الَّلهُ , نَصْرُ الَّلهِ

b. Allah Lafzının İnce Okunduğu Yerler: Allah isminden önceki harfin harekesi esre olursa Allah isminin lam’ı ince okunur:, بِسْمِ اللَّهِ ,أَعُوذُ بِاللَّه للَّهِِ

HE ZAMİRİNİN OKUNUŞU

a. He Zamirinin Uzatılarak Okunduğu Yerler:

i. He zamirinin harekesi ötre, kendinden önceki harfin harekesi ise üstün yahut ötre olursa, bir elif miktarı çekilerek okunur: اِنَّهُ , وَلَهُ , شَرُّهُ , رَبُّهُ

ii. He zamirinin harekesi esre, kendinden önceki harfin harekesi de esere olursa, bir elif miktarı çekilerek okunur: بِهِ , رَبِّهِ , وَبِهِ

b. He Zamirinin Uzatılmayarak Okunduğu Yerler:

i. He zamirinin harekesi ötre, kendinden önceki harfin harekesi ise esre olursa, he zamiri çekilmez: Saffat 37/42, s. 448) فَوَاكِهُ

ii. He zamirinden önceki harf cezimli veya medd-i tabiî ise, he zamiri çekilmez:

 

عَلَيْهِ , اِلَيْهِ , فِيهِ , خُذُوهُ , هُدَاهُ

v. Çekilen he zamiri, durakta gelirse, çekilmeden okunur:

 

لِقَوْمِهِ , شَرُّهُ , مَالَهُ

SEKTE

Sekte, nefes almadan bir elif miktarı kadar bir süre sesi kesmeye denir. Kuran’da şu dört yerde sekte vardır ve sekte yapılacak yerde harfin altında سكته yazılıdır:

a. Kehf 18/1, s. 294’un sonundaki عِوَجًا kelimesinde:وَلَمْ يَجْعَلْ لَهُ عِوَجًا (1) قَيِّمًا Burada sekte yapılmasaydı عِوَجًا derken ihfa yapılması gerekirdi.

b. Yâsin 36/52, s. 444’deki مَرْقَدِنَا kelimesinde: … مِنْ مَرْقَدِنَا هَذَا

c. Kıyame 75/27, s. 579’daki مَنْ kelimesinde: وَقِيلَ مَنْ رَاقٍ

d. Mutaffifîn 83/14, s. 589’daki بَلْ kelimesinde: … كَلَّا بَلْ رَانَ

VAKIF (DURMAK)

Vakıf, herhangi bir kelime üzerinde bir müddet sesi kesip, nefes alarak dinlenme haline denir. Vakıfta esas olan, sükûn üzere durmaktır ancak bunun istisnaları vardır.

a. Durulan kelimenin sonunda, iki üstün dışında bir hareke varsa, cezim üzere durulur:

نَسْتَعِينُ نَسْتَعِينْ , رَحِيمٌ رَحِيمْ , إِلَى حِينٍ إِلَى حِينْ

b. Durulan kelimenin sonu iki üstün’de ise, tek üstünlü ve uzatarak durulur:  نَارًا , سَمَاءً Ancak iki üstünlü harf yuvarlak te (ة) ise, “heh” şeklinde cezimli ve he (ه) olarak durulur: حَفَظَةً

c. Durulan kelimenin sonunda med harfi varsa durunca da uzatılarak durulur:

عَلَى نَفْسِى , عَلَى عَبْدِنَا , آمَنُوا

d. Son kelime harekeli vav veya ye olur ve bu ikisinden önceki harf da harekeli olursa, durulunca med harfi hasıl olduğundan, son harf olan vav veya ye okunmaz ancak onlardan önceki harf uzatılarak durulur (Burada anlatılan durumun benzeri, elif harfinde olmaz. Çünkü harekeli elif’e elif denmez, hemze denir). Mesela:

هُوَ () , هِىَ () , مَثَانِيَ (Zümer 39/23, s. 460, ayet ortası, mesânî) ,

e. Durulan kelimenin sonu şeddeli ise, sükun üzere fakat bastırılarak (vurgulu durularak) şeddeli olduğu belirtilir: فِى اليَمِّ , مُسْتَقَرٌّ , تَبَّ

f. Yuvarlak te’lerde (ة), he üzerinde durulur (harekesi iki üstün bile olsa): خِيفَةً (hîfeh)

g. He zamirlerinde de he üzere durulur: تِلَاوَتِهِ (tilavetih), هذِهِ (hazih)

1. Durak işaretleri

م : Durmak vaciptir. Durulmayıp geçilirse anlam bozulur.

ط : Durmak evlâdır (daha iyidir).

ج : Durmak evlâdır.

قف : Durmak evlâdır. Hafif bir duruşla (bir nefeslik) durulmalıdır.

ز : Geçmek evlâdır.

ق : Geçmek evlâdır.

ص : Nefes yetmediğinde durulabilir.

لا : Durmak caiz değildir. Eğer durulursa bir önceki kelime ile birlikte tekrar okunur. Ayet sonunda durunca ise, tekrar edilmez çünkü durak sonlarında durmak caiz, hatta efdaldir.

ك : Bir evvelki durağın aynısı demektir.

: Yakın aralıklarla rastlanan bu üç noktanın birisinde durulur, diğerinde durulmaz. Her ikisinde durmak veya her ikisinde geçmek caiz değildir (üç noktanın birincisi ayet ortasında, ikincisi ise ayet sonunda olsa veya üç noktanın birincisi ayet sonunda olsa bile hüküm aynıdır. Yani bu durumda, birincisinde durmuş isek, diğerinde durmamalıyız):

ع: Konu bütünlüğünü gösteren işarettir. Okuyan namazda ise ve rüku yapmak istiyorsa, bu işaretin olduğu yerde rüku etmesinin münasip olduğunu gösterir.

Not: Kuran’da birkaç yerde, kıraat imamlarının oradaki durak işareti konusunda ihtilaf etmelerinden, iki durak işareti birden kullanılmıştır. Mesela, Duhân 44/49, s. 499’un başındaki “zuq (ذُقْ)” kelimesinin sonunda “lâ” ve “cim” durak işareti beraber yazılmıştır. Biz bu iki durak işaretinden birisine uyabiliriz.

2. Diğerleri

الجزؤ : Cüz başlarını belirtmek için yazılmıştır. 20 sayfaya bir cüz denir (son cüz olan 30. cüz, 26 sayfadır).

حزب : Her cüz 4 hizbe ayrılır, her cüzün ¼'ini gösterir (26 sayfa olan 30. cüzde de 4 hizb vardır).

سجده : Secde ayetlerini gösterir ve o ayet hizasına konur.  Kuran'da 14 yerde secde âyeti vardır:

مد : Hangi harfin altında bulunuyorsa o harf bir elif miktarı uzatılır: Mesela:

مُسْتَهْزَِؤُنَ (Bakara 2/14, s. 4 “u” nun altında)

قصر : Hangi harfin altında bulunuyorsa, o harf uzatılmadan okunur: Mesela:

أُولَئِكَ (Bakara 2/5, s. 2)

ص : Vasl hemzeleri (okunmadan geçilen hemzeler) üzerine konur. Mesela:

فِى الْاَرْضِ (Bakara 2/11, s. 4)

قطع : Katı hemzeleri (muhakkak okunması gereken hemzeler) altına konur. Mesela:

اَ طَّلِعُ , (Kasas 28/38, s. 391)  اَ تَّخِذُ (Enam 6/14, s.  130)

نِ : Sonu tenvinli kelimelerden bir sonraki kelimeye geçişi sağlar (Bu durumda tenvin tek harekeye düşer ve vasıl nun’u esreli olarak okunur). Mesela:

سَوَاءً الْعَاكِفِ (Hac 22/25, s. 336), بِغُلَامٍ ا سْمُهُ (Meryem 19/7, s. 306)

س : Kuran'da ص harfiyle yazıldığı halde س gibi ince okunması gereken yerlerde kullanılır. Sad harfinin altına yazıldığı yerlerde “sad” harfi,“sin” gibi okunur:

اَلْمُصَيْطِرُونَ (Tûr 52/37, s. 526) , وَاللَّهُ يَقْبِضُ وَيَبْصُطُ (Bakara 2/245, s. 40)

اماله (İmâle): Yalnızca Hud 11/41 s. 227’deki مَجْرَاهَا kelimesindeki ra’nın altında bulunur. Burada ra harfi, üstünden esreye doğru meyillendirilerek okunur.

ادغام (İdgam): Altına yazıldığı kelime, yazıldığı gibi değil de, idgam ile okunur. Yalnızca Hud 11/42 s. 227’de vardır: اِرْكَمَّعَنَا ← اِرْكَبْ مَعَنَا

تسهيل (Teshîl): Kolaylaştırmak demektir. Birbirini takip eden iki hemzenin altına yazılır. Bu iki hemzeden birincisi yerinden, ikincisi ise, he sesi karıştırılmadan, hemze tam yerine verilmeden, hemze ile elif arasında yumuşak olarak (hafifce hemzeden medde kayar gibi) okunur. Asım kıraatına göre sadece Fussilet 41/44, s. 482’de teshîl vardır ve Kuran’da bu kelimenin altında “teshîl” yazılıdır:  ءَأَعْجَمِيٌّ (Fussilet 41/44, s. 482). Burada ne “ê” diyeceğiz, ne de “ee”, ikisinin arasında yumuşak bir sesle okuyacağız.

اشمام (İşmâm): Sükûndan sonra kelimenin sonunda bulunan ötre harekesine işaret etmek için dudakların ileriye doğru toplamasına işmam denir. İşmam sadece ötrede ve aslı ötre olanda olur. Hükmü: Asım kıraatına göre Yusuf 12/11, s. 237 dışında, vacip değildir ve esas olarak sağırlar için yapılır:

لَا تَأْمَنَّا (Yusuf 12/11, s. 237). Bu kelimenin aslı: لَا تَأْمَنُنَا . Kuran’da bu kelimenin altında “işmâm” yazar.

تفخيم : Altına yazıldığı harfin kalın okunması gerektiğini gösterir. Özellikle yanılınılabilecek yerlerde kullanılır. Mesela Enbiya 21/28, s. 325’deki “irtedâ” kelimesindeki “ra” nın altında vardır: لِمَنِ ارْتَضَى

OKUYUŞ ŞEKİLLERİ (YAVAŞ – HIZLI – NORMAL)

A. Tahkîk: En ağır okuma şeklidir. Yavaş yavaş, manayı düşünerek, bütün tecvit kurallarına uyarak, ruhsatları kullanmadan (mesela medd-i munfasılı da 4 elif uzatarak) okumaktır.

B. Hedr / Hadr: Süratli okuma şeklidir. Hatim indirenler, cüz okuyanlar bunu tercih ederler. Bunda yine medd-i lazım 4, medd-i muttasıl 2 elif uzatılır. Bu ikisinin dışında 1 eliften fazla uzatılanlar ise 1 elif uzatarak okunur.

C. Tedvîr: Tahkîk ile hedr’in ortasıdır. Bunda da mana düşünülür.

İlginizi Çekebilir
-----------------------
Tecvid ve Uygulamaları__

Bu İçerik55894 Defa Okunmuştur